Samsun Sinema Rehberi

Nisan 21, 2007

Halle Berry

Kategori: biyografi — samsunvizyon @ 5:02 pm

14 Ağustos 1968’de Cleveland, Ohio’da dünyaya gelen aktris, anne ve babasının ayrılmasının ardından, psikiyatri bölümü hemşiresi olan annesi tarafından yetiştirildi. İlk kez spot ışıklarının altına çıkışı 17 yaşında katıldığı “ Miss Teen All-American Pageant ” yarışması ile oldu. Yarışmayı birincilikle kazanan Berry’nin mankenlik kariyeri böylelikle başlamış oldu.

İlk kamera karşına geçişi, 1989’da “ Living Dolls ” isimli TV dizisinde aldığı rol sayesinde oldu. Dizi çalışmaları, onun setteki azmini ortaya çıkardı. Aldığı role tam anlamıyla bürünen, kameralar durduktan sonra bile canlandırdığı karakter gibi davranmayı sürdüren aktris, adeta karakterleriyle yaşamaktaydı.

Bu yaklaşımı sayesinde, Spike Lee’nin “ Jungle Fever ” isimli filminde aldığı rolle beyaz perdede önemli bir çıkış yaptı. ( 1991) Bir sonraki yıl, “ Boomerang ”da Eddie Murphie’nin aşık olduğu bir kadını başarıyla canlandırmaktaydı. Berry’nin aynı yıl rol aldığı bir başka yapım da, Alex Halley’in “ Queen ” isimli televizyon dizisiydi. Aktris dizide köleliğin zalim koşullarına karşı mücadele veren genç bir kadını canlandırmaktaydı.

1994 yılında “ The Flintstones ”da Sharon Stone’un seksi sekreterini başarıyla canlandırarak izleyicilerin beğenisini kazandı. Ardından 1995’te “ Losing Isaiah ”ta Jessica Lange ile birlikte kamera karşısına geçti. Filmdeki Khaila Richards rolüyle bazı eleştirmenlerden olumsuz yorumlar alsa da, bunun kendisini yıldırmasına izin vermeyerek yıldız olma yolunda çalışmalarını sürdürdü.

1998 yılında Warren Beatty’nin “ Bulworth ” isimli filminde, bir politikacıyla düşüp kalkan bir genç bir sokak kadınını canlandırdı. Bu rolüyle eleştirmenlerin de izleyicilerin de takdirini toplayan aktris, bir sonraki yıl oyuncu Dorothy Dandridge’i canlandırdığı “ Introducing Dorothy Dandridge ” isimli televizyon dizisindeki rolü, ona “ En İyi Kadın Oyuncu ” dalında bir Altın Küre ödülü kazandırdı. ( Televizyon dizileri dalında.)

2000 yılında Brian Singer’ın yönettiği “ X-Men ”de Storm karakterini canlandıran Berry, filmde Ian McKellen, Hugh Jackman, Famke Janssen gibi başarılı oyuncularla birlikte kamera karşısına geçti. Ardından Dominic Sena’nın “ Swordfish ” filminde John Travolta ile birlikte rol alan oyuncu, 2001 yılında “ Monster’s Ball ” isimli romantik dramla hayranlarının karşısına çıktı. Yönetmenliğini Marc Forster’ın üstlendiği filmdeki rolü Berry’ye 2002 Oscarlarında “ En İyi Kadın Oyuncu ” dalında ödül kazandırdı. Aktris bu rolüyle Altın Küre Ödülleri’ne de aday gösterilmişti.

2002 yapimi Bond filmi, Die Another Day‘de Bond Kizi Jinx‘i oynayan Berry, bu filmde kirk yil önceki James Bond filmi Dr.No‘daki Ursula Andress‘in rolünü yeniden canlandirdi. 2003‘ün sonlarinda psikolojik gerilim filmi Gothika‘da yer aldi ve ilk kez bir filmde en önemli rolü oynamis oldu. Ardindan Catwoman‘da bas rolü alan Berry’nin burdaki performansi begenilmedi ve 2005 yilinda Razzie Awards‘da En Kötü Kadin Oyuncu ödülü ona verildi. Ünlü oyuncu bu durum için ‘En tepede olmak için dibi görmek gerek.’ yorumunu yapti. Kamera arkasina da geçmeyi isteyen aktris, roman yazari Angela Nissel‘le, yazarin The Broke Diaries ve Mixed: My Life in Black and White adli iki eserinin, dizi haline getirilmesi için birlikte çalismaya basladi. Yillarca Revlon‘un yüz mankenligini yapan Berry, Versace’nin de yeni yüzü olarak açiklandi. Dünyanin en seksi kadinlari arasinda sikça ismi anilan yildiz, Gothika ve Catwoman filmlerinin herbiri için aldigi 14 milyon dolarlik ücretlerle de Hollywood‘un en pahali aktrislerinden biri ve en çok kazanan siyahi kadin oyuncu.

.

 

 

 

No Comments Yet »

Henüz yorum yapılmamış.

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress.com'dan blog alın.